

Anne dizlerinde başlayan, ruhlarındaki güzelliği ve mükemmelliği ile son mertebesine kadar devam eden, dudaklarımızdan dökülen her sözün kişiliklerine koyduğumuz tuğlalardır; eğitim hayatı…
Bizler çocuklarımız için meyvenin kendisi değil, bilgi ağacında meyve toplamaya yarayan merdivenleriz.
Çocuklarımızın eğitim hayatları adeta bir sınav maratonu… Ders başarısını belirleyen okul sınavları kariyerlerini şekillendiren başarılı olmaları gereken sınavlar zinciri…
Küçük yüreklerine yükledikleri her sınav ise ayrı bir kaygı nedeni.
Ailesi kaygılı olan çocuklar sınavı “ölüm kalım” meselesi haline getirip kaybetmenin büyük bir yıkım olacağına inanırlar. Bu durumda aile önce kendi kaygılarını fark etmeli ve mutlaka başa çıkmak için profesyonel destek almalıdır. Farkında olmadan çevrenizdekilerle yaptığınız telefon görüşmeleri veya ayaküstü sohbetler, çocuğunuzun hayallerinden bahsederken ki heyecanınız çocuklara bu sınavın ne kadar önemli olduğu mesajını verir. Örneğin; o der çalışsın diye tv’ yi bile açmıyoruz, o başarılı olsun diye tatil bütçemizi kullandık, yeter ki başarılı olsun… gibi örtük mesajlar çocuklar tarafından hemen fark edilir ve çok daha güçlü sınav kaygısı duymalarına neden olur. Çocukların sınava yönelik çabaları az bile olsa takdir edilmelidir. “Sen zaten akıllısın yerine, çabanın sonucunu alacağına inanıyorum” gibi yapıcı, destekleyici sözlerle onları teşvik edebiliriz. Bu süreçte dengeli beslenme, uyku düzeni, fiziksel egzersizlerin onlar için en önemli şey olduklarını bilerek hayatlarına geçirmelerine yardımcı olabiliriz. Aynı zamanda çocuklarımızın potansiyelini kabul ederek kıyaslamalardan da uzak durmalıyız. Çocuk, aile sevgisini kazanmak için kıyaslandığı kişiler gibi başarılı olma zorunluluğu hissetmemelidir. Oluşan beklenti çocuğun başarıları ve kişiliği yönünde mantıklı şekilde kurulmalıdır. Çocuk başarısızlık durumunu bir kayıp değil, gelişim unsuru olarak görmelidir. Çocuğun zekasını bir sınav belirleyecekmiş gibi davranmamalı, ders çalışma süresinde onlara güvenmeli ve kendi plan programını oluşturmasına izin vermeliyiz. Anne baba olarak kendi üzüntümüzü değil, çocuğumuzun neler hissettiğini anlayabilmeli ve çözüm önerileri sunmalıyız. Bir çocuğun ihtiyaç duyduğu ailesini üzmek değil, başa çıkamadığı bir zorluğun nasıl üstesinden gelebileceğini öğrenmesidir.
Her zaman için yanlış ebeveyn tutumları kaygılı çocuklar yetiştirir ve bu yanlışlık çocuğun güvenini sarsar ve kaygı düzeyini yükseltir. Daha sağlıklı bireyler olabilmeleri için hoşgörülü-demokratik ebeveyn tutumu gereklidir. Küçük yaşlardan itibaren onlara söz hakkı verip başarıları ile mutlu olup başarısızlıklarında rehberlik edersek mutlu, özgüvenli ve başarılı çocuklar yetiştirmiş oluruz. Ders çalıştıklarında mola vermelerine müsaade edip, nefes egzersizleri yaptırılabilir. Sınav kaygısı sınavı tamamladıklarında bitecek ama çocuklarımızla paylaştığımız iyi ya da kötü tüm tecrübeler; hem çocukta hem bizlerde anı olarak kalacaktır. Sonuç her ne olursa olsun geçen günlerin geri gelmeyeceğini ve keşkeleri telafi etmenin de çok kolay olmadığını bilerek çocuklarımızla geçirdiğimiz her anın keyifli olmasına özen göstermeliyiz. Bizim sevgimiz ve desteğimiz olduğu sürece başarılı olmak için potansiyellerini aşmaya ve kendini gerçekleştirmeye çalışacaklardır..
Eğitim, refah anında bir süs, felaket sırasında bir sığınaktır.
Unutmayın ki; siz bizler için gireceğiniz sınavdaki netlerden daha değerlisiniz…
Sınav, hayatta başarılı olmanın tek yolu değildir. Sadece bilginizi ölçer, kişiliğinizi değil… Hiçbir sınav sonucu bunu değiştiremez.
Sizi sebepsiz, nedensiz, niçinsiz, rağmensiz SEVİYORUZ…
Sevgilerimle...
Duygu ÇİLİNGİR
Sosyolog & Uzm. Aile Danışmanı